BİTKİLERİN VE BİTKİSEL İLAÇLARIN TEDAVİDEKİ YERİ
Bitkisel ilaçların ve bitkisel tedavinin öneminin her geçen gün artması ve bitkisel ilaçların Türkiye’deki ve dünyadaki durumunu Ankara Üniversitesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Gülçin SALTAN anlatıyor.
B.Ö: Bitkilerin ilaç olarak önemi var mıdır?
G.S: İnsanlar var oluşlarından bu yana doğal madde olarak önce yiyecekleri, sonra zehirleri, bunların sonucu olarak da ilaçları bulmuşlardır. Dolayısıyla bitkiler gıda, yakacak, silah, ilaç ve barınak yapımı amacıyla kullanılmıştır. Bugün bitkiler tedavide önemlidir. Fitoterapi terimi de bunu açıklamaktadır. Fitoterapi; bitkiler ve doğal ürünlerle yapılan tedavi şeklidir. Ancak burada bir kavram kargaşası da çoğu zaman yaşanmaktadır. Fitoterapi ya da bitkisel tedavi genellikle alternatif tedavi olarak düşünülmektedir. Fitoterapi alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp destekleyici ve tamamlayıcı bir tedavi olarak düşünülebilir. Diğer bir deyişle fitoterapi modern tıbbın alternatifi değildir. Modern tıbba yardımcı olmak amacıyla oluşmuş bir bilim dalıdır. Bugün de sağlıklı ve uzun yaşamak, gençliği uzatmak, yaşlılığı ertelemek amacıyla doğal beslenmek ve bitkilerden yararlanmak akımı nedeniyle bitkiler önceki yıllara göre daha fazla önem kazanmıştır. Fakat bu durum da beraberinde de bazı problemleri getirmiştir.
B.Ö: Tıbbi bitkilerin etkilerini nasıl öğrenebiliriz?
G.S: Tıbbi bitkiler ve bitkisel ilaçlar konusunda eğitim alan tek meslek grubu eczacılıktır. Eczacılık meslek dersleri içinde yer alan Farmakognozi eğitimi çerçevesinde doğal kaynaklardan elde edilen ilaç hammaddeleri olan droglar; drogların elde edildiği kaynaklar, taşıdıkları etken maddelerin kimyasal yapısı, farmakolojik etkileri, toksik etkileri ve kullanımı bulunmaktadır. Doğal ilaç hammaddelerinin büyük kısmının elde edildiği tıbbi bitkilerden yararlanma şekilleri, bitkilerin kullanımının neden olacağı etkiler ve bu etkilerin neden olabileceği zararlar yine Farmakognozi eğitimi içinde yer almaktadır.
B.Ö: Dünya genelinde insanlar bitkisel ilaçlardan ne şekilde yararlanıyor?
G.S: WHO (Dünya Sağlık Örgütü) raporlarına göre dünya nüfusunun %60’ı sentetik ilaçları hiç kullanmamaktadır. Dörtte üçü ise kendi geleneksel kültürlerindeki bitkisel ilaçlara güvenmekte, kendi geleneksel tedavi sistemlerini kullanmaya devam etmektedir. Şöyle bir örnek daha verebiliriz: Modern tedavide bugün ABD’de reçetelenmiş ilaçların %25’i doğal ürünlerden, diğer %25lik kısmı da doğal ürünlerle hazırlanan türevlerden oluşmaktadır. Amerika ve Avrupa’da bitkisel ilaçların sayı ve çeşidi her geçen gün artmakta ama daha önce de belirttiğim gibi bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.
B.Ö: Bitkisel ilaçlar nasıl kullanılıyor?
G.S: Günümüz teknolojisine uygun olarak bitkisel ilaçlar aynı konvansiyonel ilaçlar gibi hazırlanmaktadır. Bunların en basit takdim şekli bitkisel çay şeklinde hazırlanan formülasyonlardır. Bunların dışında bitkisel ilaçlar tablet, kapsül, draje formunda da hazırlanabilmektedir. Bu formülasyonların ilk ayağı olan tıbbi ya da bitkisel çaylar Almanya, Fransa, ispanya gibi ülkelerde eczacı tarafından hazırlanıp yine eczanede eczacı tarafından halka sunulmaktadır.
B.Ö: Türkiye’de bitkisel tedavi nasıl yapılıyor?
G.S: İşte problem burada. Türkiye’de doğal ilaçlarla tedavi çoğunlukla eczacı olmayan, kendisini “herbalist”, “bitki uzmanı” ya da “lokman hekim” olarak tanıtan kişilerce uygulanmakta, aktar ve benzeri yerlerde rastgele satılmaktadır. Bu yerlerde temizliğe dikkat edilmemekte, özellikle toz haline getirilmiş bitkiler arasında küf, mantar, taş ve kum gibi olmaması gereken maddelere rastlanabilmektedir. Paketlerin üzerine yazılması zorunlu olan latince isimler de ayrı bir problemdir. Şöyle ki pakette kekik olarak satılan tür genellikle Origanum cinsine ait iken paketin üzerinde Türkiye’de hiç yetişmeyen ancak yine kekik olarak isimlendirilen Thymus vulgaris yazmaktadır. Adaçayı için de durum aynıdır. Yani aktardan aldığınız kekik, ürünün üstünde yazan bitki cinsi olmayabiliyor. Bir de biz eczacılar için çok önemli olan dozaj kavramı bu kişilerce hiç önemsenmemektedir. Bu kişiler reçetelerini verirken “tutam”, “kaşık” ve “avuç” gibi bilimsel olamyan ve güvenilir sonuç vermeyen ölçülerini kullanmaktadırlar. Bitkisel ürünlerin de bir takım yan etkilerinin olabileceği hatta yüksek dozda öldürücü olabileceği ve diğer ilaçlarla etkileşebileceği göz ardı edilmektedir.
B.Ö: Bitkisel ilaçlar konusunda yasal düzenlemeler nasıldır?
G.S: Çeşitli kuruluşlar bu denli toksik olabilen ve bir o kadar da rağbet gören bitkilere belli standartlar getirmeye Fitoterapiyi kendi kendine rastgele bir tedavi şekli olmaktan çıkarmaya çalışmış olup, halen bu çalışmalar devam etmektedir. Kullanılacak bitkisel ilaçların aynı konvansiyonel ilaçlar gibi ruhsatlarının Sağlık Bakanlığı’ndan alınması ve ruhsat alındıktan sonra eczanelerde satılması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı bünyesinde bitkisel ilaçlara ruhsatlandırma yapan çeşitli komisyonlar vardır. Bitkisel ürünlerin bir diğer ayağı ise bitkisel çaylar ve gıda katkı maddeleridir. Bununla ilgili olarak ta Tarım Bakanlığı bu ürünleri taşıyan etken maddelerin etkilerini göz önünde bulundurarak pozitif ve negatif bitki listeleri oluşturmuş ayrıca Tarım Bakanlığı bünyesinde de Üniversite Öğretim Üyelerinden konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşan komisyonlar kurulmuştur.
B.Ö: Bitkisel tedavi konusunda Türkiye’deki eksiklikler nelerdir? Bu eksiklikler sizce nasıl düzeltilebilir?
G.S: En önemli olay şudur. Türkiye’de halen bitkisel ilaç kullanan birçok hasta aktardan bitki ya da bitki parçaları alıp bunları kendi mutfağında hazırlamakta veya piyasada satılan bitkisel ilaçları da doktora veya bir uzmana danışmadan kullanmaktadır. Burada yine “Bitkiseldir, zararsızdır” mantığından yola çıkılarak abartılı promosyonlarla ve yetersiz bilgilerle piyasaya sürülen bitkisel ilaçlar halkımızın şifa umudunu sömürmektedir. Onun için mutlaka bitkisel ilaçları ruhsatlandırılmış ürünler arasından almaya dikkat edilmeli, kıullanım dozu ve kullanım süresine dikkat edilmeli ve mutlaka hekim kontrolünde hekim-eczacı işbirliği halinde kullanmalıdır.
B.Ö: Bitkisel tedaviye bir eğitim kuruluşu olarak sizin katkınız nedir?
G.S: Biz Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı olarak 10 yılı aşkın süredir “Fitoterapi Drogları Tezsiz Yüksek Programı”nı uygulamaktayız. Program üç yılı kapsayan bir yüksek lisans programı olup bu programı tamamlayan kişiler “Fitoterapi Uzmanı” olarak mezun olmaktadırlar. Bu konuda Tıp Fakülteleri de duyarsız kalmamakta olup bazı Tıp Fakültelerinde “Fitoterapi” seçmeli ya da zorunlu ders olarak müfredatta yer almaktadır. Sonuç olarak dünyada geniş bir kullanım alanı olan, sayı ve çeşidi her geçen gün artan bitkisel ilaçlar konusunda bilgi vermek, bu tedaviyi hekimle birlikte uygulamak eczacının hem görevi hem de sorumluluğu diye düşünmekteyiz.
Bitkisel ilaçların ve bitkisel tedavinin öneminin her geçen gün artması ve bitkisel ilaçların Türkiye’deki ve dünyadaki durumunu Ankara Üniversitesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Gülçin SALTAN anlatıyor.
B.Ö: Bitkilerin ilaç olarak önemi var mıdır?
G.S: İnsanlar var oluşlarından bu yana doğal madde olarak önce yiyecekleri, sonra zehirleri, bunların sonucu olarak da ilaçları bulmuşlardır. Dolayısıyla bitkiler gıda, yakacak, silah, ilaç ve barınak yapımı amacıyla kullanılmıştır. Bugün bitkiler tedavide önemlidir. Fitoterapi terimi de bunu açıklamaktadır. Fitoterapi; bitkiler ve doğal ürünlerle yapılan tedavi şeklidir. Ancak burada bir kavram kargaşası da çoğu zaman yaşanmaktadır. Fitoterapi ya da bitkisel tedavi genellikle alternatif tedavi olarak düşünülmektedir. Fitoterapi alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp destekleyici ve tamamlayıcı bir tedavi olarak düşünülebilir. Diğer bir deyişle fitoterapi modern tıbbın alternatifi değildir. Modern tıbba yardımcı olmak amacıyla oluşmuş bir bilim dalıdır. Bugün de sağlıklı ve uzun yaşamak, gençliği uzatmak, yaşlılığı ertelemek amacıyla doğal beslenmek ve bitkilerden yararlanmak akımı nedeniyle bitkiler önceki yıllara göre daha fazla önem kazanmıştır. Fakat bu durum da beraberinde de bazı problemleri getirmiştir.
B.Ö: Tıbbi bitkilerin etkilerini nasıl öğrenebiliriz?
G.S: Tıbbi bitkiler ve bitkisel ilaçlar konusunda eğitim alan tek meslek grubu eczacılıktır. Eczacılık meslek dersleri içinde yer alan Farmakognozi eğitimi çerçevesinde doğal kaynaklardan elde edilen ilaç hammaddeleri olan droglar; drogların elde edildiği kaynaklar, taşıdıkları etken maddelerin kimyasal yapısı, farmakolojik etkileri, toksik etkileri ve kullanımı bulunmaktadır. Doğal ilaç hammaddelerinin büyük kısmının elde edildiği tıbbi bitkilerden yararlanma şekilleri, bitkilerin kullanımının neden olacağı etkiler ve bu etkilerin neden olabileceği zararlar yine Farmakognozi eğitimi içinde yer almaktadır.
B.Ö: Dünya genelinde insanlar bitkisel ilaçlardan ne şekilde yararlanıyor?
G.S: WHO (Dünya Sağlık Örgütü) raporlarına göre dünya nüfusunun %60’ı sentetik ilaçları hiç kullanmamaktadır. Dörtte üçü ise kendi geleneksel kültürlerindeki bitkisel ilaçlara güvenmekte, kendi geleneksel tedavi sistemlerini kullanmaya devam etmektedir. Şöyle bir örnek daha verebiliriz: Modern tedavide bugün ABD’de reçetelenmiş ilaçların %25’i doğal ürünlerden, diğer %25lik kısmı da doğal ürünlerle hazırlanan türevlerden oluşmaktadır. Amerika ve Avrupa’da bitkisel ilaçların sayı ve çeşidi her geçen gün artmakta ama daha önce de belirttiğim gibi bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.
B.Ö: Bitkisel ilaçlar nasıl kullanılıyor?
G.S: Günümüz teknolojisine uygun olarak bitkisel ilaçlar aynı konvansiyonel ilaçlar gibi hazırlanmaktadır. Bunların en basit takdim şekli bitkisel çay şeklinde hazırlanan formülasyonlardır. Bunların dışında bitkisel ilaçlar tablet, kapsül, draje formunda da hazırlanabilmektedir. Bu formülasyonların ilk ayağı olan tıbbi ya da bitkisel çaylar Almanya, Fransa, ispanya gibi ülkelerde eczacı tarafından hazırlanıp yine eczanede eczacı tarafından halka sunulmaktadır.
B.Ö: Türkiye’de bitkisel tedavi nasıl yapılıyor?
G.S: İşte problem burada. Türkiye’de doğal ilaçlarla tedavi çoğunlukla eczacı olmayan, kendisini “herbalist”, “bitki uzmanı” ya da “lokman hekim” olarak tanıtan kişilerce uygulanmakta, aktar ve benzeri yerlerde rastgele satılmaktadır. Bu yerlerde temizliğe dikkat edilmemekte, özellikle toz haline getirilmiş bitkiler arasında küf, mantar, taş ve kum gibi olmaması gereken maddelere rastlanabilmektedir. Paketlerin üzerine yazılması zorunlu olan latince isimler de ayrı bir problemdir. Şöyle ki pakette kekik olarak satılan tür genellikle Origanum cinsine ait iken paketin üzerinde Türkiye’de hiç yetişmeyen ancak yine kekik olarak isimlendirilen Thymus vulgaris yazmaktadır. Adaçayı için de durum aynıdır. Yani aktardan aldığınız kekik, ürünün üstünde yazan bitki cinsi olmayabiliyor. Bir de biz eczacılar için çok önemli olan dozaj kavramı bu kişilerce hiç önemsenmemektedir. Bu kişiler reçetelerini verirken “tutam”, “kaşık” ve “avuç” gibi bilimsel olamyan ve güvenilir sonuç vermeyen ölçülerini kullanmaktadırlar. Bitkisel ürünlerin de bir takım yan etkilerinin olabileceği hatta yüksek dozda öldürücü olabileceği ve diğer ilaçlarla etkileşebileceği göz ardı edilmektedir.
B.Ö: Bitkisel ilaçlar konusunda yasal düzenlemeler nasıldır?
G.S: Çeşitli kuruluşlar bu denli toksik olabilen ve bir o kadar da rağbet gören bitkilere belli standartlar getirmeye Fitoterapiyi kendi kendine rastgele bir tedavi şekli olmaktan çıkarmaya çalışmış olup, halen bu çalışmalar devam etmektedir. Kullanılacak bitkisel ilaçların aynı konvansiyonel ilaçlar gibi ruhsatlarının Sağlık Bakanlığı’ndan alınması ve ruhsat alındıktan sonra eczanelerde satılması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı bünyesinde bitkisel ilaçlara ruhsatlandırma yapan çeşitli komisyonlar vardır. Bitkisel ürünlerin bir diğer ayağı ise bitkisel çaylar ve gıda katkı maddeleridir. Bununla ilgili olarak ta Tarım Bakanlığı bu ürünleri taşıyan etken maddelerin etkilerini göz önünde bulundurarak pozitif ve negatif bitki listeleri oluşturmuş ayrıca Tarım Bakanlığı bünyesinde de Üniversite Öğretim Üyelerinden konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşan komisyonlar kurulmuştur.
B.Ö: Bitkisel tedavi konusunda Türkiye’deki eksiklikler nelerdir? Bu eksiklikler sizce nasıl düzeltilebilir?
G.S: En önemli olay şudur. Türkiye’de halen bitkisel ilaç kullanan birçok hasta aktardan bitki ya da bitki parçaları alıp bunları kendi mutfağında hazırlamakta veya piyasada satılan bitkisel ilaçları da doktora veya bir uzmana danışmadan kullanmaktadır. Burada yine “Bitkiseldir, zararsızdır” mantığından yola çıkılarak abartılı promosyonlarla ve yetersiz bilgilerle piyasaya sürülen bitkisel ilaçlar halkımızın şifa umudunu sömürmektedir. Onun için mutlaka bitkisel ilaçları ruhsatlandırılmış ürünler arasından almaya dikkat edilmeli, kıullanım dozu ve kullanım süresine dikkat edilmeli ve mutlaka hekim kontrolünde hekim-eczacı işbirliği halinde kullanmalıdır.
B.Ö: Bitkisel tedaviye bir eğitim kuruluşu olarak sizin katkınız nedir?
G.S: Biz Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı olarak 10 yılı aşkın süredir “Fitoterapi Drogları Tezsiz Yüksek Programı”nı uygulamaktayız. Program üç yılı kapsayan bir yüksek lisans programı olup bu programı tamamlayan kişiler “Fitoterapi Uzmanı” olarak mezun olmaktadırlar. Bu konuda Tıp Fakülteleri de duyarsız kalmamakta olup bazı Tıp Fakültelerinde “Fitoterapi” seçmeli ya da zorunlu ders olarak müfredatta yer almaktadır. Sonuç olarak dünyada geniş bir kullanım alanı olan, sayı ve çeşidi her geçen gün artan bitkisel ilaçlar konusunda bilgi vermek, bu tedaviyi hekimle birlikte uygulamak eczacının hem görevi hem de sorumluluğu diye düşünmekteyiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder