
H.G Wells ' in romanından uyarlanan Dünyalar Savaşı aslında kitapla çok da örtüşmeyen öğeler içeriyor. Üniversitede son sınıfta işlediğimiz bu romanın filmini alıp izleyerek kolaya kaçtığımı itiraf etmek istiyorum. Fakat, kitabı da şöyle bir gözden geçirdiğimde yönetmenin hayal gücünü iyi çalıştırdığını gözlemledim.
Kitapta anlatılan bir çok olayın es geçilmesinin yanında yönetmen, aslında içerikte bulunan temel unsurları anlatmış filmde. Fakat ayrıntılar tamamen farklı. Uzaylıların kafasının büyük olması mantık ve düşünce ile, teknolojiyle paralel hareket ettiğini gösterirken, insanoğlunun duygusal tarafının onu ne kadar aciz kıldığı filmde çok net bir şekilde anlatılmış. Ayrıca, bireysel ve insanın kendi kafasına göre hareket etmesinin nasıl bir kaos doğurduğu ima edilirken uzaylıların organize olmasının onlara ne büyük getiriler sağladığı da apaçık ortada. İnsanların, dünyayı istila eden uzaylılardan kaçarken birbirlerini öldürecek kadar acımasızca hareket ettiklerini, en zenginlerin bile can havliyle nasıl paralarını ve mücevheratlarını göz ardı ettiklerini, insanoğlunun bilinmeyen yaratıklar ve beklenmeyen durumlar karşısında ne kadar acınacak duruma düştüğünü, bir din adamının bile korkulan, olağandışı durumlar karşısında insanlığa yetemeyeceğini,insanlar arasındaki iletişimin zayıflığına karşılık uzaylıların birbirlerine gönderdiği saniyelik sinyallerle ne denli koordine olduğunu gözlemledim. Fakat filmin sonunda yine insanın kazanması, ne kadar gelişmiş olursa olsun, bir cihaz ya da dev bir mekanizmanın insanın sahip olduğu değerlere ve düşünme yeteneğine asla sahip olamayacağını gördüm. Bu, çağımızda kullanılan ve günlük hayatımızın içine bir "su" gibi giren bilgisayarlar için de geçerli tabii.
Kitapta anlatılan bir çok olayın es geçilmesinin yanında yönetmen, aslında içerikte bulunan temel unsurları anlatmış filmde. Fakat ayrıntılar tamamen farklı. Uzaylıların kafasının büyük olması mantık ve düşünce ile, teknolojiyle paralel hareket ettiğini gösterirken, insanoğlunun duygusal tarafının onu ne kadar aciz kıldığı filmde çok net bir şekilde anlatılmış. Ayrıca, bireysel ve insanın kendi kafasına göre hareket etmesinin nasıl bir kaos doğurduğu ima edilirken uzaylıların organize olmasının onlara ne büyük getiriler sağladığı da apaçık ortada. İnsanların, dünyayı istila eden uzaylılardan kaçarken birbirlerini öldürecek kadar acımasızca hareket ettiklerini, en zenginlerin bile can havliyle nasıl paralarını ve mücevheratlarını göz ardı ettiklerini, insanoğlunun bilinmeyen yaratıklar ve beklenmeyen durumlar karşısında ne kadar acınacak duruma düştüğünü, bir din adamının bile korkulan, olağandışı durumlar karşısında insanlığa yetemeyeceğini,insanlar arasındaki iletişimin zayıflığına karşılık uzaylıların birbirlerine gönderdiği saniyelik sinyallerle ne denli koordine olduğunu gözlemledim. Fakat filmin sonunda yine insanın kazanması, ne kadar gelişmiş olursa olsun, bir cihaz ya da dev bir mekanizmanın insanın sahip olduğu değerlere ve düşünme yeteneğine asla sahip olamayacağını gördüm. Bu, çağımızda kullanılan ve günlük hayatımızın içine bir "su" gibi giren bilgisayarlar için de geçerli tabii.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder