3/13/2008

Ayak Sorunları



MODAYLA GELEN AYAK SORUNLARI

Modayı takip eden insanların özellikle ayakkabı tercihlerini, ayak sağlıklarının tersine yaptıkları bilinen bir gerçek. Bu gerçekler göz önüne alarak toplumumuzda ayak sorunlarının gün geçtikçe arttığını söylemek mümkün…


Ayakkabıların öncelikle kişinin günlük aktiviteleri sırasında vücut yükünü yere yayabilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr Ahmet Uçaner bu sayede yük dağılımının tartma özelliğiyle eşit hale geldiğini ifade ediyor. Numune Hastanesi doktorlarından Ortopedist Uçaner, ayakkabıların geniş taraklı, ayağı sıkmayan ve yumuşak derili olması gerektiğini söylüyor. Ayakkabının ön kısmının dar olmaması gerektiğini vurgulayan Uçaner, “Ayakkabının taban kısmı 0.5 -0.8 cm olmalı ve topuğu da bunun yaklaşık 1- 1.5 katı olmalıdır” diyor. Ayakla temas eden iç kısmın yumuşak olması ve ayak taban kavisini destekleyen iç taraftan olması gerektiğini söyleyen Uçaner, ayakta kalındığı müddetçe bu şekilde ayak tabanına maksimum destek sağlanması gerektiğini de sözlerine ekliyor. Ayakkabının yapım malzemesinin terlemeyi önleyen özelliğe sahip olmasının önemini vurguluyor. Uçaner, ayak sorunlarının diz, kalça ve bel sorunlarına neden olabileceğine dikkat çekiyor.

Nasırlar Ayak Sorunlarının En sık Rastlanılanı
Toplumda en sık görülen ayak sorununun uygunsuz ayakkabı seçimine bağlı olarak oluşan nasırlar olduğunu söyleyen Uçaner, dar ve sert derili ayakkabı giyilmesiyle 5. parmak ve ayak tabanında olmak üzere ağrılı nasırların oluşabileceğini de ekliyor. Bu nasırların tedavisinde öncelikle dermatolojik girişimler, nasır koruyucular ve tedaviler kullanıldığını bildiren Opr. Uçaner, bu tedavilerden herhangi bir cevap alınamazsa “cerrahi eksizyon (çıkarılma) uygulanabileceğini söylüyor. Uçaner, nasıra neden olan etken, yani ayakkabı seçimi değiştirilmedikçe çoğunlukla bu rahatsızlığın tekrar baş gösterebileceğini bildiriyor. .

“Metabolik Bazı Hastalıklar Ayak Deformitelerine Sebep Olabilir”
Metabolik Bazı Hastalıkların Ayak Deformitelerine Sebep Olabileceğine işaret eden Uçaner, romatizmal hastalıklar, gut, diabetes mellitus (şeker hastalığı), iskemik (beslenmeyle ilgili) damar hastalıkları, mantar enfeksiyonları ayakta deformiteler ve iyileşmeyen yaralarla birliktelik gösterebileceğini vurguluyor. Serebral palsi (beyin hastalığına bağlı felç), poliomyelit (çocuk felci) gibi hastalıklarda parmaklarda pençeleşme, eklemlerde sertlik, anormal postürler (vücudun genel duruşu) görülebildiğini belirten Uçaner, bu tip hastaların ayakkabı seçimlerine dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Bu tip hastalar, sert ve dar burunlu ayakkabı giydiklerinde iyileşmeyen kronik yaralar oluşuyor. Uçaner şunları söylüyor: “Şeker hastalığında ayak sinirlerinde oluşan hasarlar meydana gelen bir travmada ağrı hissinin kaybolmasına ve bu nedenle de hastanın bunun farkına varamamasına neden olacağından şeker hastalarının ayak bakımlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Aksi takdirde, hastalarda ayak tabanı ve parmaklarda yaralar ortaya çıkabiliyor. Bu yaraların kronik enfeksiyon halini alarak çok ciddi durumlar ortaya çıkarabilir”

“Halluks Valgus” Deformitesinde Genlerin Rolü Önemli
“Halluks valgus”un başparmağın dışa doğru eğilmesi olduğunu söyleyen Uçaner, bu deformitenin tek bir parmakta görüldüğünü fakat sıklıkla diğer parmak deformitelerini de beraberinde getirdiğini belirtiyor. Uçaner, bu deformitenin özellikle dar burunlu ayakkabı giyilmesi ile ilişkili olduğuna da dikkat çekiyor. Bir parmaktaki metatars kemiğinin içe doğru çıkmasıyla kemik üzerindeki sıvı keseciğinin büyümesi, sıvı toplaması ve kalınlaşması sonucu “bunion” denen çıkıntılar oluşuyor. Bu deformitenin ilk safhalarında tedavide bir takım ortezler (tedavi cihazları) ile konservatif tedavi deneniyor. Bu aşamadaki deformitelerin gece-gündüz atelleri ve parmak arası makara gibi tedavilerle ilerlemesi durdurulabiliyor.”Halluks valgus” Deformitesinde genetik yatkınlığın suçlanan faktörlerden bir olduğunu belirten Uçaner, ailesinde bu tür bir deformiteye sahip olanların mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurması gerektiğini vurguluyor. Bu tip hastalarda ilaç tedavileri etkili olmuyor fakat; deformitenin ilerlemesi engellenebiliyor. Uçaner, ortez tedavisinden sonra hastanın şikayetlerinin geçmemesi durumunda cerrahi tedavinin bir seçenek olduğunu söylüyor.

Cerrahi Tedavide İlk Seçenek Yumuşak Doku Ameliyatı
Cerrahi tedavilerde ilk seçeneğin yumuşak doku ameliyatı olduğunu belirten Uçaner, bu ameliyatların “bunionektomi”, yani yumuşak doku çıkıntısının kesilerek çıkarılması ameliyatı olduğunu söylüyor. Bu ameliyatlarda, deformiteye sebep olan gergin kas ve yumuşak dokular gevşetiliyor. Bu şişlik çıkarıldığında ayak, ayakkabıya daha iyi uyum sağlıyor. Ancak tekrarlamayı ve enfeksiyonu engellemek amacıyla hastanın rahat, yumuşak derili ayakkabılar giymeye devam etmesi gerekiyor ve ameliyat sonrası dönemde ortez kullanması gerekiyor. Uçaner, bu durumda genellikle yumuşak doku ameliyatları sonrası hastanın iyileştiğini ifade ediyor.

İlerlemiş Olgular İçin Farklı Ameliyatlar Gerekebilir
Bazı deformasyonlarda yumuşak doku ameliyatlarının düzelme için yeterli olmayabileceğini söyleyen Uçaner, kemik ameliyatlarının iyi bir seçenek olduğunu belirtiyor. Kemikten kesi yapılarak kama parçaların çıkarılıp düzeltilmesine “osteotomi” deniyor. Kesilen kemik halk arasında “platin” olarak bilinen metal internal tanı araçlarıyla tespit ediliyor ve bu tedaviye bazen alçı tedavisi de eklenebiliyor. “Artrodez Tedavisi”nin eklemin dondurulma işlemi olduğunu belirten Uçaner, bu yöntemin ilerlemiş olgularda kullanıldığına işaret ediyor. Bu yöntemde eklem yüzleri kesilerek kemikler birbirine tespit ediliyor ve eklemin donması sağlanıyor. Bazı olgularda eklem düzeltilerek eklem aralığına yumuşak doku konuluyor ve yeni bir eklem yapılıyor. Bu işleme “rezeksiyon artroplastisi” deniyor.

Ameliyatlardan Sonra Nelere Dikkat Edilmeli?
Bütün ameliyat cerrahi tedavilerin sonunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Ameliyat sonrası yara yeri enfeksiyonunun önemli bir problem olduğunu ifade eden Uçaner, hastanın, ameliyat dikişleri alınana kadar pansumanlarını özenle yapması gerektiği tavsiyesinde bulunuyor. Uçaner, “Yara yerinde meydana gelen akıntı ve iltihap önemli komplikasyonlardır. Ameliyat sonrası hasta yapılan alçıyı bozmamalı ve tekrar dar ayakkabı giymemelidir. Bu prosedürlere tam olarak uyulduğu takdirde deformite düzelir. Ancak hastanın unutmaması gereken, ayak sağlığına sürekli dikkat etmesi ve uygun ayakkabılar giymesidir” diyor.

Hiç yorum yok: