2/16/2008

Oynayalım mı?

Satranç sadece zeka geliştirici bir oyun mudur? Yaklaşık 64 siyah ve beyaz kareden oluşan, bilmem kaç tane farklı hamleler için farklı şekilcikler? Ya da çocukların okul aktivitelerinden biri? Veya boş zaman "değerlendirgeci"?
Biliyor musun,bu oyun senin için sadece tavlanın "arka yüzü"...Yani 64 kareden oluşan ve sade tavlanın "siyah" ve "beyaz" pullarını bildiğinden envai çeşit "şekilcikleri" olan bir oyun...Buna rağmen neden bu oyunu oynamayı tercih ettin,bilmiyorum. Bana kalırsa sana "pulcuklar,zarlar" ve "günün 24 saatini simgeleyen yuvalar" yeterdi.Bunu bile bile neden çevirdin "tavlanın arka yüzü"nü?
Hata bendeydi aslında biraz da;ben de kabul ettim seninle oynamayı...Oyunu öğretmeye çalıştım bir ümitle.Dinlemedin...İçgüdüsel bir şey mi sandın sen bunu acaba...Sence bu öğrenilmiyor muydu?
Kabul ettim etmesine de,bunun hata olduğunu bile bile,bir önceki oyunumuzda hilelerini görmeme rağmen ikinci kere de oturdum oyunun başına.Bu da yetmiyormuş gibi sana bir kere daha anlatmayı denedim. Ama sen tavlayı seviyordun...."Tavlamayı" da...
Anlattım yine de;
"Bak bu şah.Oyun buna bağlıdır.Şahı kaptırmaman gerekir ve şah sadece kendi etrafında ilerleyebilir.Birer kare..."
Sen bunu ilişkinin kendisi sandın.Bunu kaptırmaman gerekir dememe rağmen sen hep tehlikeli hamleler yaptın."Tamam,baştan alalım.Bu hamleyi saymalayım.Olmamış gibi düşünelim" dediğimde bu avansı hep vereceğimi düşündün.Belirli çerçevede ilerleyen, satrancın en sağlam taşı olan şah aslında "ikimiz" dik,bizim karakterlerimizdi...
"Bu vezir.Şahın yardımcısıdır.Şahtan sonra ikinci büyük olan,şahın sağ koludur.Buna da dikkat et"
Hemen sahne değişti.Beni vezir kendini şah yaptın.Ve sen, yine belirli bir çerçevede belirli mesafede ilerledin.Birer kare...
"Bu fil çapraz hareket eder"
Bunu da sanırım "ilişkinin izlemesi gereken yol" olarak algıladın sen.Çarpık çarpık ilerleyen bir fil sana bunu çağırıştırıyordu.Fil önünü göremez canım; ne önündekileri ne arkasındakileri....
"Bu at.L şeklinde ilerler"
Sen bu L'nin "latife"nin L'si mi,"lamba"nın mı yoksa "lokma"nın mı olduğunu düşünürken sana LEYLA dedim.Sağır olmandan kaynaklansa gerek sen bunu da duymadın.Önce yandı söndü "lamba" oldu,sonra "şakacıktan" kanalını kullanarak "latife",sonra da bana bakış açın "lokma"...Bu sefer de at oldum yani...
"Kale düz,gidebildiği yere kadar ilerler"
İşte bu "ilişki"ydi...Ne çapraz gidiyordu ne de "L" şeklinde.Dümdüz, pürüzsüz...Sen bunu da "düşünce tarzı" olarak algıladın ve öyle de kaldı. Dümdüz düşünen,inat,bana kapalı bir "kale" oldun.Bu da yetmiyormuş gibi hendek de kazdın etrafına.Düştüm,yaralandım...
"Bu da piyon.Tahtadaki en küçük taş.Maşalar..."
Evet...Sonunda benim yerimi buldun;benimle bağdaştırdığın yeri......"PİYON" Olsa da olur olmasa da derken aptalca bir hamleyle beni bana kaptırdın,dinlemedin ya oyunun nasıl oynandığını....Anladın piyonun kale yolunda ilerleyince şah olabildiğini de, oyun çoktan bitmişti...Ve sonunda ben sahneden,tahtadan,hayatından çekildim...
Hala da daha bildiğini sanmıyorum bu oyunu,eminim "rakibenin" sana öğretmeye çalıştığından...Bana sorma sakın bir daha,sakın...O zaman nolur biliyor musun?
"ŞAH MAT!"
17.10.2004

4 yorum:

Adsız dedi ki...

süper yazmışsın canım ellerine sağlık birtanem.

seni sefiyorum ben :) bugün çok şekerdin çooooooooooook

Butterfly dedi ki...

Sen hep şekersin canım benim:) Aşk acısı işte...YAZDIRIYOR:)Ben de seni çok seviyorum, kuzum benim:)

Mine dedi ki...

Hoşgeldin Butterfly,
Çilek'in sayfasından buraya atladım. Gerçekten güzel yazılar yazmışsın. Hepsini okuyuverdim.
Yazılarının devamını ve burayı sevmeni temenni ediyorum.

Butterfly dedi ki...

Hoşbuldum Minecim,
Çok teşekkür ederim. Kendime göre, kendi dünyamdan bir sayfa yaptım işte...Beğenmenize çok sevindim:)