3/10/2008

Unutma Kendini

Artık anlamıyorum insanları. Öyle ki küçükken sanki her şey daha kolaydı.Bir arkadaşım benimle oyuncağını paylaşmadı diye onu hayatımdan çıkarabiliyordum ya da parkta tanıştığım bir çocuğa direkt "arkadaşım" diyebiliyordum. Artık "tanışıyoruz" bile demek zor geliyor.
Günlük hayat hepimizden bir şeyler alıp götürüyor. İrili ufaklı dertlerimiz sanki gözümüzün önüne bir perde indiriyor ve biz bu perdeyi ancak 40lı yaşlarda açabiliyoruz; ki en acı olanı da budur bence. Artık geriye dönüşümüz olmuyor çünkü...
Büyüdükçe her şey daha zorlaşıyor. Beynimize kazınan düşünceler, kalbimizden çıkmayan duygular ve tesadüflerin bize yarattığı çevre karakterimizi ve yaşam şeklimizi hakimiyeti altına alıyor. Bu arada kendimizi, bizim ne istediğimizi unutuyoruz.
Bence şu anda çağımızın hastalığı AIDS falan değil; "Güven"... O kadar güvensiz olmuşuz ki sorgulamadan tutunuyoruz önümüze gelen dala ve nihayetinde de yine hayal kırıklığı yaşıyoruz. Her an temkinli olmak da yoruyor her birimizi çeşitli şekillerde... Geldiği gibi yaşayamıyoruz hiç bir şeyi... Ya güven eksikliğinden ya da dıdımızın dıdısının koyduğu "tabu"lardan ne okyanusu, ne gökyüzünü, ne de yeşilliği görebiliyoruz...Vizyonumuzu sadece evimizin bahçesi ile sınırlandırmak durumunda kalıyoruz... Bahçeden dışarı çıkanlar da ya "kötü kız" ya da "deli" oluyorlar...Denesenize anlamayı, dinlemeyi, empatiyi... Neden inmeyelim ki plaja ya da çıkmayalım ki dağın zirvesine?
Evet, "an"ı yaşamak önemli...Yaşayabilenler için...Eğer "an"ı yaşamak istiyorsan varsın kötü kız ol ya da deli... Sadece dönüp arkaya baktığında "Keşke..."lerin, "Oh be..."lerinden fazla olmasın... Senin hayatın senin hakkın olandır, ne arkadaşının ne sevgilinin ne annenin ne de babanın... Tecrübeleri göz ardı etmemek gerektiğinin ben de bilincindeyim ama "hayır" demeyi de bilmek lazım...
Amacım, 40 yaşımda " Oh be...."lerle dolu bir geçmişimin olması, hiç bir şeyin eksik kalmaması... Benim de hayat felefem bu...

Hiç yorum yok: