
Norveçli bir yazar olan Jostein Gaarder 'ın, artık felsefe klasikleri arasında yer alan bu kitabı birçok dile çevrilmiş ve oldukça beğeni toplamıştır.
Bu kitabı 17 yaşımdayken okudum. Haliyle benim için anlamak oldukça da zordu. Öyle ki 2 ayda bitirdim kitabı ve her satırı sindire sindire okudum. Oldum olası felsefeyi severim ve bu kitap benim için bir el kitabı gibi oldu. Hatta bu kitabı bitirdikten sonra uzunca bir süre başka bir kitap okuyamadım; çünkü bu kitaptan aldığım hazzı hiçbir kitap veremedi bana uzunca bir süre.
Felsefeyi sevenler için muhteşem, dolu dolu ve beyin fırtınasının doruk noktasını yaşatan bu kitap, felsefeyi sevmeyenler için tam bir ölüm olabilir:) Felsefeye dair alt yapısı olmayanlar için bu kitap oldukça ağır. Fakat ben gibiler için çikolata yerken hissettiğim mutluluğu tattıran bir başyapıt.
Her şey Sofi'nin 15.yaş gününün yaklaşmasıyla başlıyor. Üzerinde ne bir pul ne de bir adres olan, göndericisinin Alberto Knox adlı filozof olduğu bir zarf alıyor. Akıl almaz olaylar ve günlük yaşantıyla kıyaslandığında "olağandışı" olarak nitelendirilebilecek durumlar bu noktadan sonra giriyor Sofi'nin hayatına.
Bu kitap ayrıca felsefeyi yeni öğrenenler için de öğretici ve "sevk edici" bir kitap olarak nitelendirilebilir. Konuların başlıklar altında toplanması okuyucuya kolaylık sağlıyor.
Hala rafımda tuttuğum ve ara sıra açıp göz gezdirdiğim bu kitabı herkese tavsiye ederim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder